KÖŞE YAZISI ¦ BİR İKTİDARIN DEĞİL, BİR İDDİANIN ÇÖKÜŞÜ! / 07 Kasım 2026
Bizi düşman değil, dünyevileşmek yıktı!
Muhafazakâr, mütedeyyin, dindar camia tarihinin en büyük sınavlarından birini verdi. Ve ne yazık ki bu sınavı kaybetti!
Kimliğini bir sancak gibi dağın zirvesine dikti. Fakat o kimliği var eden ahlakı, adaleti, vicdanı, merhameti ve hakkaniyeti dağın eteklerinde terk etti.
Zirveye kimliği çıktı, değerleri çıkamadı!
Bu camia, Türkiye’nin karşısına yalnızca bir siyasi kadro olarak çıkmamıştı. Büyük bir ahlaki iddiayla gelmişti.
Hz. Ömer’in adaletini, Hz. Osman’ın edebini, Hz. Ali’nin ilmini ve cesaretini, Hz. Ebubekir’in toplumu kucaklayan yönetim anlayışını vaat etmişti.
Millete, “Biz farklıyız!” demişti.
Peki, ne oldu?
Adalet vaat edildi, adaletin temelleri sarsıldı. Liyakat vaat edildi, mülakat adı altında sadakat esas alındı. Milletin tamamını kucaklamak vaat edildi, “Taraf olmayan bertaraf olur!” anlayışı hâkim kılındı.
Hakkı ve hukuku savunma iddiasıyla yola çıkıldı, insanlar düşüncelerini ifade etmekten çekinir hâle geldi. Bugün doğruyu yazanın altına “Doğru söylüyorsun!” demekten bile korkan insanlar var.
İşte asıl yıkım budur!
Dün eski Bakan ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın adliyeye gelişi, ardından tutuklanması…
Bu tabloyu keşke hiç görmeseydik!
Elbette yargılama süreci devam ediyor. Hiç kimse hakkında kesin hüküm verilmeden suçlu ilan edilemez. Ancak burada üzerinde durduğum mesele yalnızca Fatma Betül Sayan Kaya hanımefendinin şahsı veya hakkındaki iddialar değildir.
Mesele çok daha derindir!
Uğruna canlar verilen, uğruna insanların ekmek parasını bile gözünü kırpmadan feda ettiği değerlerin bugün nasıl bir sınavdan geçtiğidir.
Mesele, yıllarca bu camianın öncüleri olarak topluma takdim edilen, makamlarla, unvanlarla, siyasi güç ve itibarla yüceltilen insanların temsil ettikleri değerlerle ne ölçüde örtüştüğüdür.
Dünyevileşmenin, servet tutkusunun, makam ve şöhret arzusunun bir siyasi geleneği nasıl içeriden aşındırdığıdır.
Bizi düşman yıkmadı!
Bizi dünyevileşmek yıktı. Para yıktı. Şöhret yıktı. Makam yıktı.
Ne acıdır ki Hz. Harun’un manevi mirasına sahip çıktığını söyleyenlerin önünde bugün Karun’un servet imtihanı duruyor!
Karun’un zenginliği değil, serveti karşısında kaybettiği ölçüydü felaketine sebep olan.
Bugün de sorulması gereken soru budur:
Biz ne zaman hizmet için makam isteyenlerden, makam için her şeyi göze alabilenlere dönüştük?
Elbette bu camianın içerisindeki herkesin kötü olduğunu söylemek büyük bir haksızlık olur. Hâlâ kul hakkından korkan, vicdanıyla yaşayan, dürüstlüğünü koruyan milyonlarca insan var.
Ancak yıllarca “Biz onlar gibi değiliz!” diyen siyasi anlayış, toplumda “Demek ki bunların da diğerlerinden farkı yokmuş!” kanaatini güçlendirdi.
Kaybedilen yalnızca siyasi güç değil, ahlaki inandırıcılıktır.
Kanaatim odur ki önümüzdeki 30-40 yıl, muhafazakâr ve mütedeyyin siyasi gelenek açısından son derece sancılı geçecektir.
Nasıl ki CHP, tek parti döneminin uygulamalarıyla ilişkilendirilen tarihsel hafızanın siyasi bedelini uzun yıllar taşımışsa, muhafazakâr siyasi hareket de benzer bir tarihsel hesaplaşmayla karşı karşıyadır.
Üstelik bu, karşısındakiler daha ahlaklı, daha liyakatli veya daha adil olduğu için değil, kendi ahlaki iddiasını kendi elleriyle itibarsızlaştırdığı için yaşanacaktır.
Üç roket, beş SİHA, birkaç İHA, köprüler, yollar, gökdelenler…
Elbette bunların hepsi kıymetlidir. Ancak hiçbir teknolojik başarı kaybedilen adaletin yerini tutamaz.
Hiçbir köprü, yıkılan toplumsal güvenin üzerinden geçemez. Hiçbir roket, çürüyen vicdanı onaramaz.
Bir ülkeyi güçlü yapan yalnızca silahları değil, o silahları elinde tutan insanların karakteridir.
Bu 25 yılın bazı alanlarda sağladığı ilerlemeler, adalet, liyakat, ahlak ve toplumsal güven bakımından yaşanan ağır gerilemeyi ortadan kaldırmaz. Benim gözümde bu değer kaybı, Türkiye’yi 25 yıl değil, adeta 250 yıl geriye götürecek kadar vahimdir.
Çünkü bu camia, milletin tarihsel ve manevi değerleriyle yetişmiş, devletin ve toplumun ahlaki dayanaklarından biri olma iddiasını taşımıştı.
O iddianın çöküşü yalnızca bir siyasi mahallenin değil, bütün milletin kaybıdır.
Siyasi iktidar yeniden kazanılabilir. Ekonomik kayıplar telafi edilebilir. Yıkılan binalar yeniden yapılabilir. Fakat bir milletin kırılan güvenini onarmak bazen nesiller sürer.
Muhafazakâr, mütedeyyin camianın önündeki asıl mesele artık yeniden iktidar olmak değil, temsil ettiğini söylediği değerlere yeniden layık olabilmektir.
Çünkü dağın zirvesine dikilen sancak hâlâ dalgalanıyor olabilir. Ama o sancağa anlam veren değerler eteklerde terk edilmişse, zirvede kazanılmış görünen zafer, gerçekte tarihe geçecek büyük bir yenilgidir.
Karun’un servetine özenip Harun’un mirasına sahip çıkamazsınız!
–¦—¦—¦–
Dr. Şeref Menteşe / 07 Kasım 2026
#BirİddianınÇöküşü #BiziDünyevileşmekYıktı #KarunVeHarun #MuhafazakârCamia #SiyasiAhlak #Adalet #Liyakat #KulHakkı #Vicdan #Dünyevileşme #AhlakiÇöküş #ToplumsalGüven #SiyasetVeAhlak #Türkiye #ŞerefMenteşe
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)