Tokat’ta düzenlenen Alevi İnanç-Dede Ocakları Bölge Toplantısı’nda, ocak geleneğinin korunması ve inanç mirasının gelecek kuşaklara aktarılması ele alındı
Türkmen Alevi Ocakları Birliği Kültür Eğitim ve Sağlık Vakfı Başkanı Ali Coşkun, “Bir dedenin göçmesi, bir kütüphanenin yanması demektir” sözleriyle kültürel hafızanın kayıt altına alınmasının önemini vurguladı. Türkmen Alevi Ocakları Birliği Kültür Eğitim ve Sağlık Vakfı tarafından düzenlenen Alevi İnanç-Dede Ocakları Tokat Bölge Toplantısı, 26 Ekim 2026 Pazartesi günü gerçekleştirildi.

“Gelin canlar bir olalım” çağrısıyla düzenlenen toplantı, Alevi inanç önderleri ile ocak temsilcilerini bir araya getirdi. Programa Tokat Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Musa Özdemir ve İYİ Parti Tokat Merkez İlçe Başkanı Arif Er de katıldı. Birlik duası ve selamlama konuşmalarıyla devam eden programda deyişler seslendirildi, semahlar dönüldü. Katılımcılara plaket takdim edilen buluşmada lokma ikramında bulunuldu.

Tokat’ın inanç tarihindeki yerine dikkat çekti Toplantıda konuşan Vakıf Başkanı Ali Coşkun, Tokat’ın yüzyıllardır dedelere, âşıklara ve köklü ocaklara ev sahipliği yaptığını belirterek kentin Alevi inanç ve kültür mirası açısından önemine değindi. Tokat’ın Sivas, Amasya, Çorum ve Ordu ile birlikte geniş bir inanç coğrafyasında yer aldığını ifade eden Coşkun, Hübyar Sultan geleneğinin Anadolu Aleviliğindeki manevi konumuna dikkat çekti. Kentte yaşatılan geleneklerin korunmasının ortak bir sorumluluk olduğunu söyledi.

Türkmen kültürü ile Alevi inancı arasındaki tarihsel bağı da değerlendiren Coşkun, “Biz Türkmen Alevileriyiz. Bizim Türkmenliğimiz Alevi irfanımızla yoğrulmuş, Aleviliğimiz Türkmen kültürümüzle yüzyıllar boyunca hayat bulmuştur” dedi. Coşkun; Hoca Ahmet Yesevi’nin hikmetinin, Hacı Bektaş Veli’nin öğretisinin ve Hazreti Ali’nin adalet anlayışının bu kültürel birikimin temel değerleri arasında bulunduğunu dile getirdi.

“Alevilik ocaktır, ocaksa dededir” Ocakların inancın öğretildiği, toplumsal dayanışmanın güçlendiği ve kültürel değerlerin gelecek kuşaklara aktarıldığı manevi merkezler olduğunu belirten Coşkun, dedelerin rehberlik rolünün korunması gerektiğini vurguladı. “Alevilik ocaktır, ocaksa dededir” diyen Coşkun, dedeliğin yalnızca cenaze hizmetleriyle sınırlandırılmasına karşı çıktı. İnanç önderlerinin ahlak, dayanışma ve kültürel aktarım alanlarındaki sorumluluklarına işaret ederek ocak sisteminin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Kültürel hafıza kayıt altına alınıyor Vakfın araştırma çalışmalarına ilişkin bilgi veren Coşkun, araştırma ekiplerinin Tokat’ın köylerinde saha çalışmaları yürüttüğünü açıkladı. Bu kapsamda dedelerin hatıralarının, anaların aktardığı deyişlerin, ailelerde korunan tarihî belgelerin ve ocaklara ait şecerelerin incelendiğini kaydetti. İnanç önderlerinin birikiminin kaybolmadan belgelenmesi gerektiğini vurgulayan Coşkun, şu ifadeleri kullandı. “Bir dedenin göçmesi bir kütüphanenin yanması demektir. Bu kütüphane yanmasın, ocaklarımızın dumanı daima tütsün istiyoruz.”

Çalışmaların belgeleri arşivlemekle sınırlı olmadığını belirten Coşkun, bu mirasın taşıdığı inanç, ahlak ve kültür değerlerini gençlere ulaştırmayı amaçladıklarını söyledi. Sözlü tarih ve şecere araştırmalarını kalıcı eserlere dönüştürmeyi hedeflediklerini anlatan Coşkun, Türkiye’nin farklı bölgelerinin yanı sıra Balkanlar’daki Bektaşi ve Türkmen Alevi topluluklarıyla da temaslarını sürdürdüklerini ifade etti.

Genç kuşaklara aktarım vurgusu Çocukların ve gençlerin aile geçmişlerini, bağlı oldukları ocakları ve inanç geleneklerini öğrenmesinin önemine değinen Coşkun; cemlerin anlamının, deyişlerin hikâyelerinin ve ocakların tarihinin gelecek kuşaklara doğru biçimde aktarılması gerektiğini belirtti. Vakfın başarısını yalnızca toplantılardaki katılımcı sayısıyla ölçmediklerini söyleyen Coşkun; unutulmaktan kurtarılan hatıraların, gün yüzüne çıkarılan belgelerin ve kültürel mirasıyla bağ kuran gençlerin çalışmalarına yön verdiğini kaydetti.

Cumhuriyet ve eşit yurttaşlık mesajı… Konuşmasında Cumhuriyet’in ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önemine de değinen Coşkun, eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğü vurgusu yaptı. “Cumhuriyet varsa eşitlik vardır, yurttaşlık vardır. Cumhuriyet varsa ocaklarımız özgürce nefes alır, inancımız güven içinde yaşar” diyen Coşkun, Anadolu’nun inanç ve kültür birikiminin Cumhuriyet değerleriyle birlikte yaşatılması gerektiğini ifade etti. Vakfın logosundaki “A” harfinin Ahmet Yesevi’yi, Hazreti Ali’yi ve Aleviliği temsil ettiğini açıklayan Coşkun, bu kavramların hikmet, adalet ve muhabbet anlayışında buluştuğunu söyledi.

Kalıcı iş birliği çağrısı Tokat’taki buluşmanın kalıcı iş birliklerine zemin hazırlamasını istediklerini belirten Coşkun; ocaklar arasındaki iletişimin güçlendirilmesi, araştırmaların yaygınlaştırılması ve gençlerin çalışmalara katılması çağrısında bulundu. Ailelerde bulunan tarihî belgelerin ve hatıraların korunmasını isteyen Coşkun, konuşmasını şu sözlerle tamamladı. “Gelin canlar bir olalım. Bir olalım ki diri olalım. Diri olalım ki yolumuz daim olsun. Yolumuz daim olsun ki ocaklarımızın çerağı nesilden nesile yansın.”
Haber Merkezi
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)