25 Mayıs 2022, 17:32 - Anasayfa | Yazarlar Haberi yazdır

İNSAN NE ZAMAN ÖLÜR?..

İNSAN NE ZAMAN ÖLÜR?..

Ebru ALPAY

  • Facebook Paylaş
  • Twitter Paylaş



“İnsan ne zaman ölür?”


_ Artık hatırlanmadığı zaman


“Başka?”


_Artık hatırlamadığı zaman. (*)

 

Unutmak gereğine hiç inanmadım zaten. Hafıza dehlizlerinde kalanlara, istemsiz unuttuklarıma da hep üzüldüm. O anılara hep ihtiyaç var, iyilerine de kötülere de. Polyannacılık oynayan felsefe de benden uzak dursun. “Kötü anıları unut gitsin, herkesin arkasında bir açık kapı bırak. Zihnini ve bilinçaltını kötü anılarla besleme, bedenine de ruhuna da zarar."

 

Niye unutayım kötülük yapanları. Üstelik kötülük istemsiz yapılmaz. Hepimiz edimlerimizden sorumluyuz. Eylemimizin kimi ne kadar üzebileceğini biliyoruz. Bu “bilme” için empatimizin üniversiteli olmasına gerek yok. Doğmadan önce işleniyor DNA’mıza iyilik ve kötülük. Doğduğumuz andan itibaren biliyoruz sevgiyi, sevgi içermeyeni de. Sevgi içermeyeni “nefrete, kine, can yakmaya dönüştürmek” bizim tercihimiz. Belki yaşadıklarımız mecbur bırakıyor, belki çevremiz işliyor davranışlarımıza ama sonuç bizim izin vermemiz ile ilgili. 


Hani çoğumuzun bildiği o eski Kızılderili hikâyesinde olduğu gibi:

 

Yaşlı Kızılderili reisi kulübesinin önünde torunu ile oturmuş, az ötede boğuşan iki köpeği birlikte izliyorlardı. Yaşlı reisin sürekli göz önünde tuttuğu köpeklerden biri beyaz, diğeri ise siyahtı.

 

Çocuk, köpeklerin kulübeyi korumak için var olduğunu düşünmüştü. Oysa bir köpeğin bu iş için yeterli olacağını, öyleyse diğerine neden gerek olduğunu düşündü bir an. Hem neden köpeklerin renklerinin illa siyah ve beyaz olduğu sorusu da kafasına takılıyordu. Merakını gidermek için aklındaki soruları dedesine bir bir sordu.

 

Yaşlı reis, “Onlar benim için iki simgedir evlat. Birisi iyiliğin, diğeri ise kötülüğün simgesi. Aynen şu gördüğün köpekler gibi, iyilik ve kötülük de içimizde sürekli mücadele edip durur” diye cevapladı torununu.

 

Çocuk dedesinin bu açıklaması üzerine merakla bir soru daha sordu: “Peki sence hangisi kazanır bu mücadeleyi?“

 

Bilge reis derin bir gülümsemeyle baktı torununa. “Hangisi mi evlat? Ben hangisini daha iyi beslersem, o” dedi.

 

“İnsan olmak” tam da budur işte. Hepimizin içinde kötülük var iyilik kadar ama işte içindeki siyah kurdu aç bırakıp beyaz kurdu beslemektir insan olmak.

 

Şimdi siz bana bile isteye tercihini kötü olmaktan yana kullananları ve yaşattıkları kötü anıları unut mu diyorsunuz? Elbette hayır, anlayışın sınırlarını aşan, “hata”“kötülük”e vardıranları ve o anıları niye unutayım ki. “İyiyi, iyi insanları” nasıl kollayacağım o zaman. Unutmayacağım ki yanıma yaklaşamasınlar... Unutmayacağım ki yaşamında hep sevgiye, iyiliğe yer veren insanlar hak ettikleri değeri görsünler. Unutmamak, kin gütmek değildir. Unutmayıp kötülükle yanıt verdiğinde siyah kurdu beslemiş olursun.

 

Hatırlamak istiyorum ki, iyi kadar kötüyü de, yaşarken ölmüş olmayayım. Direnci hep harlı tutalım.

 

Hatırlanmak istiyorum ki iyiliklerimle... Öldüğümde, ölmeyeyim. Hatırlayanların yüzünde tatlı bir tebessüm olayım.

 


(*) Theodoros Angelopoulos, Sonsuzluk ve Bir Gün: İzlemediyseniz, film de müzikleri de olağanüstüdür, izleyin/dinleyin)


 Demokrat Arayış Gazetesi internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Demokrat Arayış Gazetesi Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yazara ait diğer köşe yazıları

E-BÜLTEN ABONELİK

Kuruluş: 1 Mayıs 2008 © Demokrat Arayış Gazetesi -Tüm Hakları Saklıdır. Gazetemiz Basın Ahlak Yasası'na uymayı kabul eder.

Adres : Semerkand Mahallesi Bağ-Kur Sokak Saray İş Merkezi No: 23 Merkez - TOKAT __Haber, İlan Ve Reklam için mail adresimiz__ arayisgazetesi2008@hotmail.com
Tel: 0532 234 10 60
Bu site 0.047 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]