13 Kasım 2021, 13:12 - Anasayfa | Yazarlar Haberi yazdır

OKUYABİLDİNİZ Mİ?

OKUYABİLDİNİZ Mİ?

Ebru ALPAY

  • Facebook Paylaş
  • Twitter Paylaş

Okumak, en kısa tanımı ile işaretleri çözebilme ve anlaşılır hale getirme eylemidir. 
 
Anlamı kavrayan okurdur.
 
Bir nesne, bir olay, ya da bir yerde olan bir okunabilirlik olgusunu fark eden, okurdur. Bizler ne olduğumuzu ve nerede olduğumuzu görebilmek için sürekli kendimizi ve çevremizi okuruz. Okumadan yapamayız. Kendimizi dünyaya bu okumayla konumlandırırız. İnsanların yüzlerini okuruz, beden dillerini; onlara uzaklığımızı, yakınlığımızı, onların bizler hakkındaki düşüncelerini bu okumalarla bir sonuca bağlarız. Eşyalarımızın çizgilerini, desenlerini okur; onları bu okumayla beğenir ya da beğenmeyiz. Giysilerimizi bu okumayla seçer, giyer ya da çöpe göndeririz. Güne uyanır, dünyayı okuruz; sonra kendimize döner ruhumuzun işaretlerini okur; gün güneşliyken bazen biz griye boyanırız. Kimi zaman da yağmurlu bir güne aldırmadan dünyayı pembeye, kırmızıya sarıya boyarız.
 
Bu yazıyla kendi okuma serüvenimden bahsedeceğim.
 
Evrenle, dünyayla kitaplarda tanıştım. (İyi ki de öyle tanıştım. Çünkü Sait Faik'in dediği gibi "Hayallerimizin İstanbul'u gerçeğinden daha güzeldir." Hayallerimin dünyası ya da dünyamın hayalleri gerçek dünyadan hep daha güzel çıktı. Ve acımasız gerçekler ile tanışıncaya değin hatta tanıştıktan sonra da beni epeyce korudu beni kitapların evreni.)
 
İlkokul öğretmenimiz emekliliğini doldurmaya çalışırken ilk 3 sınıf boyunca pek ilgilenmedi bizlerle. En sevdiği şey kendi yazdığı 24 kıtalık şiirine yaptığı bestenin bizler tarafından okunmasıydı.(Ki eğitim hayatımda gördüğüm ilk şiddetti, okuyamadım diye saçımı çekmesi) Ben şarkıyı değil, kitapları okumayı sevmeye başlamıştım oysa. Rahmetli babam otelde müşterilerin unuttuğu kitapları eve getirirdi. Öğretmen okulunu kazanmasına rağmen yoksulluktan ilçe merkezindeki okula gidemeyip eğitim hayatını sonlandıran babacığım da severdi kitap okumayı. Ufku, dünyası aydınlık bir adamdı. Ardı sıra yürür, neyi okuyup elinden bırakmışsa onun gibi ciddi ciddi okumaya çalışırdım. 9-10 yaşlarında Nihat Erim'in "Kıbrıs Kıbrıs" kitabını okumuş, pek tabii anlamamıştım. En çok çizgi romanları seviyordum. Tommiks, Teksas, Zagor.. Adımı "Suzi" olarak değiştireceğim hayalleri kuruyordum o zamanlar…
 
O yaşlarda "okumak, bana kendi başıma olmak için bir gerekçe sundu; ya da yalnız bırakılmama bir anlam kazandırdı". Sevmedim kalabalıkları hiçbir zaman. Mecburen gittiğim annemin sosyal etkinliklerinde kısır-kek muhabbetlerinden, "benim adam" diye başlayan koca hayıflanmalarından, eh biraz da eğlenelim bölümünde atılan göbeciklerden hep kitaplarla sıyrıldım. Tüm bu sıkıcı durumların ortasında ben "Esrarlı Ada"(1) da bir mağarada arkadaşlarımın dönmesini beklerdim. İzmir'in şen-şakrak kadınlarıyla dolu o küçücük odanın sınırlarını aşar; bilmediğim coğrafyalarda yaşanan gizemli olayları çözmekle meşgul olurdum.
 
"Kitap bir duvardır. Kendimi arkasına saklarım: görmekten ve görülmekten uzağa."                                                                                                                    (Susan Sontag)
 
Bir yandan kimsenin ilişmediği bir ayrıkotu gibi büyüyor, bir yandan bu ayrıkotu durumu canımı sıksa da  bu ayrıklığa kitaplarla saygın bir kimlik kazandırıyordum. Önceleri kitaplarımla köşeme ben çekilirken, sonra sonra çekilmeme gerek kalmaksızın ilişilmeyen ve yalnız bırakılan olmuştum. Ama hiç şikayetim yoktu. Kendimi yalnız hissettiğimi hiç hatırlamıyorum. Başka çocuklarla olduğum, iletişime zorla dahil edildiğim ender zamanlarda "oyun çocuğu" olamadım hiç; hiçbir oyun,  kitaplardaki kadar ilgi çekici gelmiyordu. Bu nedenle sanırım yakar topta ilk "yanan" hep bendim, hiç "yakamayan" da. İlkokulda, İstopta  hiç "can" yakalayamayan da bendim hep "ebe" olan da.  Ortaokulda voleybolda attığı servisler filelere takılan da bendim, hiçbir topu karşılayamayan da. Ben bu dünyaya ayak uyduramıyordum ki oyunlarına uyak olayım. Sonunda "çekildim izzet-i ikbal ile" yetişkinlerin dünyasından.
 
İyi ki de okumuşum… "Feride" (2)yle köy-kasaba gezmiş, hiç tanımadığım "Munise"'nin ölümüne günlerce gözyaşı dökmüşüm, yaşadığı belli olup olmayan "Yaşar"(3)la gülmüş, Pal Sokağı'(4)nın "haylaz çocukları" ile yaramazlık yapmış, Tom Sawyer (5) ile"dost" olmuşum. İyi ki "Raskolnikov"(6)u aramışım "Gül Bahçesi Vaat edilmeyen Sokaklar"(7)da; iyi ki "Oblomov"(8) ile tembellik yapmış, "Aylak Adam"(9)ı tanıştırmışım ona; Kürk Mantolu Madonna'(10)ya şaşırmış, "Mürebbiye"(11) ile akıllanmış; canım sıkılınca "Unutma Bahçesi"(12)ne gitmişim. "Karanlığın Günü"(13)nde  daralınca "Sefiller"(14)i düşünüp şükretmiş, "Buzul Çağının Virüs"(15)ünden sakınmış, iyi ki "Sancı Sancı"(16) diyerek gezerken "Suskunlar"(17)la tanışmış
 
İyi ki...şiirler girmiş sonra dünyama..ama ben "şiir" demeyeyim şimdi çenem kapanmaz sonra.
 
Çünkü şiir : 
 
1 .şiir gecenin kardeşidir, /gündüzün annesi.                9. şiir gümüşün simgesidir,/ çeliğin yapılışı. 

   yürekteki büyükbabadır şiir.                                                  kurşunun çıkışıdır şiir. 

2. şiir örümceğin sesidir, / duvarın şarkısı.                   10. şiir çitlerin dikenidir / tarlanın sürülmesi. 
   duvarcının türküsüdür şiir.                                        rençberin dalgınlığıdır şiir. 

3. şiir yağmurun deresidir,/saç diplerinin teri.               11. şiir tatarcıkların saatidir 
    teknelerin taze sancağıdır şiir.                                    ateş böceklerinin saniyesi/ tabiatın yıllarıdır şiir. 
                                                                                 
4. şiir afişlerin çerçevesidir, / harflerin çizgisi.              12. şiir ölümün gölgesidir, / yaşamanın örtüsü. 
    çıngırağın içindeki madendir şiir.                                çocuğun savunmasıdır şiir. 

5. şiir kamyonetlerin mavisidir,                                   13. şiir kumsalın eleğidir, / kayanın tortusu. 

    kamyonların yiğitliği.                                                   mermerin sunduğu damardır şiir. 

    faytonların yazılmamış tarihidir şiir. 

6. şiir bakracın çeşmesidir, / kuyunun yolcusu.            14. şiir uykusuzluğun şiltesidir, / uykunun haritası. 
   kaynağın bekçisidir şiir.                                                balkonun uyanışıdır şiir. 

7. şiir cambazların dengesidir, /                                   15. şiir ateşin habercisidir, / yangının kundakçısı. 

    hokkabazların seyircisi.                                                 YANARDAĞIN ÜSTÜNDEKİ KUŞTUR ŞİİR."
    sihirbazların rüyasıdır şiir.                                                                               Ülkü TAMER                              
8. şiir üzümün güneşidir, / elmanın kurdu. 
    böğürtlenlerin tozudur şiir. 

 
Okutun çocuklarınızı, okumaya özendirin… Doktor-mühendis-cumhurbaşkanı olmadan önce "insan" olsunlar diye.. Kendilerini tanısınlar, insanları tanısınlar, yaşadıkları zamanı-zemini, dünyayı anlamlandırsınlar diye okusunlar..Bırakın ders çalışmaktan çok sevsinler kitap okumayı. Yaşam boyu tanıyamayacakları kadar insana, yaşayamayacakları kadar olaya tanık olsunlar. Okusunlar da "empati" yetenekleri gelişsin. Çünkü bu dünya mimarlar, mühendisler, doktorlar, uğruna ölmeyi göze aldığınız siyasi liderle değil "insan" olabilenlerle güzelleşecek. "
 
Varsın benim gibi ayrıkotu olsunlar, "tutunamayan"(18) olsunlar… Zarar gelmez "okuyan"dan kimseye. İnsanseverdir o, hayvanseverdir, doğaseverdir. Hiç farkında olmadan zerk eder yüreğinize kitaplar hepsini. İki paket sigara parasına çoğu zaman, ayağındaki eskimemişken almak istediğin ayakkabı parasına 3-4 kitap.. Sigarasız daha sağlıklı yaşarsanız,bir çift ayakkabı ile de yürünür yollar; kütüphaneler para da istemiyor hem...hem isteyen ulaşmanın bir yolunu da mutlaka bulur. Bahaneniz olmasın sınava çalışmak ya da zamansızlık… Siz yeter ki okumak isteyin, okutmak isteyin..Düşlediğimiz dünyanın anahtarı avuçlarınızda..Falcılara gerek yok gelecekten haberdar olmak için.. Şu anda avuçlarınıza bakın yeter: "OKUYABİLDİNİZ Mİ?"
 
 ....................

1-Esrarlı Ada : Jules Verne                                                                12- Unutma Bahçesi : Latife TEKİN

2- Feride : Çalıkuşu, Reşat Nuri GÜNTEKİN                                        13- Karanlığın Günü : Leyla ERBİL

3- Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz : Aziz NESİN                                     14- Sefiller : Victor HUGO

4- Pal Sokağı Çocukları:  Ferenç Molnar                                             15- Buzul Çağının Virüsü : Vüs'at O. BENER

5- Tom Sawyer: Mark TWAİN                                                             16- Sancı Sancı : Necati TOSUNER

6- Raskolnikov : Suç ve Ceza, DOSTOVYESKİ                                    17- Suskunlar : İhsan Oktay ANAR

7- Sana Gül Bahçesi Vadetmedim: Joanne GREENBERG                    18- Tutunamayanlar : Oğuz ATAY

8- Oblamov :  İvan Gonçarov

9- Aylak Adam : Yusuf ATILGAN

10- Kürk MAntolu Madonna : Sabahattin ALİ

11- Mürebbiye : Hüseyin Rahmi GÜRPINAR


 Demokrat Arayış Gazetesi internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Demokrat Arayış Gazetesi Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yazara ait diğer köşe yazıları

E-BÜLTEN ABONELİK

Kuruluş: 1 Mayıs 2008 © Demokrat Arayış Gazetesi -Tüm Hakları Saklıdır. Gazetemiz Basın Ahlak Yasası'na uymayı kabul eder.

Adres : Semerkand Mahallesi Bağ-Kur Sokak Saray İş Merkezi No: 23 Merkez - TOKAT __Haber, İlan Ve Reklam için mail adresimiz__ arayisgazetesi2008@hotmail.com
Tel: 0 542 622 01 00
Bu site 0.094 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]