25 Nisan 2019, 08:06 - Anasayfa | Yazarlar Haberi yazdır

MESELE ERDOĞAN MESELESİ DEĞİL…

MESELE ERDOĞAN MESELESİ DEĞİL…

Hüseyin ALPAY

  • Facebook Paylaş
  • Twitter Paylaş

14 Şubat 2015 tarihinde İstanbul'da yaşamını yitiren, aralarında “Erdoğan Operasyonu”, “Başımıza Çuval Geçirenler”, “Yeni Ortadoğu Haritası”, “Dünyayı Kimler Yönetiyor”, “Sil Baştan” ve “Sonuçlardan Sebepler” gibi kitapların yazarı olan eski MİT mensubu Mahir Kaynak, 22 Aralık 2013 tarihinde Star Gazetesi’nde yayımladığı yazısında şunları yazıyordu:

 

“(…) Hedef Erdoğan’ın şahsı değildir. Türkiye’yi götürmek istediği yere gitmesini engellemektir. Onun politikasını şöyle özetleyebiliriz. Türkiye’nin kuruluşu bir başarıdır ama buna karşılık bir bedel ödüyoruz. Bu bedel dünyada belirlenen yerimizi değiştirmemek ve bağımlı bir güç olmaya devam etmektir. Bu zincirleri kırmak isteyen her iktidar cezalandırılmıştır. Bu cezayı uygulayanlar, yani geçmişteki darbeciler hiçbir şekilde ülkeye zarar vermek için bunu yaptı denemez. Onlar ülkeyi kurtarmak istediklerini sanırken bağlı olduğumuz zinciri tamir ettiler ve biz büyük güçlerce yönetildik. Erdoğan’ın emsali olmayan bir kişi olduğunu söylemek istemiyorum. Geçmişte benzer politikalar uygulayanlar cezalandırıldı. Bu cezalandırma sadece devleti yönetenlere değil Türkiye’yi bağımsız ve güçlü bir ülkeye çevirmek isteyen herkese uygulandı…”

 

Mahir Kaynak’ın “Onlar ülkeyi kurtarmak istediklerini sanırken bağlı olduğumuz zinciri tamir ettiler” ifadesindeki “zinciri tamir etmek” tanımı, askeri darbeleri işaret ediyor. 27 Mayıs 1960 darbesini yapanlar Milli Güvenlik Kurulu Bildirisi’nde “NATO'ya ve CENTO'ya bağlıyız” demişlerdi. Yine aynı şekilde 12 Eylül 1980’deki darbede de aynı vurgu yapılmış, üstelik askeri cunta Yunanistan’ın NATO’ya dönmesine olanak sağlamıştı. FETÖ’nün darbe girişiminde de aynı senaryonun benzer metni okunmuş, “Yurtta Sulh Konseyi, BM, NATO ve diğer tüm uluslararası kuruluşlar ile oluşturulmuş yükümlülükleri yerine getirecek her türlü tedbiri almıştır.” ifadelerine yer verilmişti.

 

İşte tüm bunları alt alta koyduğumuzda bugün yaşadığımız olayların tarihin tekerrürü noktasında bize bir şeyler anlatmak istediğini sezebiliriz…

 

Çoğumuzun okuyamadığı o alt metinlerde, tıpkı Mahir Kaynak’ın tespit ettiği gibi hedef Erdoğan’ın şahsı değildir. Ülkemize yöneltilen her saldırının ana kaynağı bizatihi Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığına dönüktür. Buradaki ince çizgiyi anlamak, hem ülkeyi yönetenlerin hem de yönetmeye talip olanların dengeli ve dikkatli olmalarını beklemek, yurttaşlar olarak hepimizin beklentisi.

 

Ülkenin yeni bir kaosa, darbenin alt zemininin oluşmasına vesile olacak gerekçelerle anarşi ve teröre teslim olmasına asla izin veremeyiz. Bugün Türk siyaseti; yapay ayrışmaların, gelip geçici heveslerin ve oy rantçılığının önüne geçerek, terör ve terörist ile arasına mesafe koyup, yarınlarımız için topyekûn mücadele etmek zorunda... Malum, siyaset kurumu bunu başaramadığında durumdan vazife çıkaran emperyalizmin yerli uşakları sahneye çıkıyor.

 

Dolayısıyla yeni 27 Mayıs’lara, 12 Eylül’lere ve15 Temmuz’lara asla tahammülümüz olmadığı gibi, düşüncesini bile korkunç bulmaktayız.

 

Türkiye, S - 400 hava savunma sistemiyle birlikte dünyada belirlenen yerini değiştirmeye hazırlanırken, önümüze çıkacak kaos senaryolarına karşı temkinli davranmakta fayda var. Burada herkese büyük iş düşüyor. Tam Bağımsız Türkiye idealine gönül veren herkesin; aralarındaki ideolojik ayrışmaları bir kenara bırakarak dışa bağımlı bir ülke olmaktan kurtulup, yeniden üreten, sanayisi güçlü, tarım ve hayvancılıkta dünyayı kendine hayran bırakan bir ülke olmak için azami gayreti göstermesi gerekiyor.

 

Sabah Gazetesi yazarı Hasan Bahri Yalçın, “Türkiye bir yandan içerideki NATO etkisini kırıyor bir yandan da dışarıda NATO'ya olan bağımlılığını azaltmaya çalışıyor. S-400 alamazsanız Patriotlar için birilerinin insafına kalırsınız. S-400'ü alırsanız hem NATO'ya hem de Rusya'ya karşı daha güvenli olursunuz. Mesele bu kadar basit. S-400 almak Rusya'nın kontrolüne girmek olmaz. Aksine Türkiye NATO'da kalacak ve keyfini çıkartacak. Bu zamana kadar Türkiye NATO'nun sadık bir müttefiki olmuştu. Şimdi biraz da faydasını görme zamanı.” derken, ne de güzel söylemiş.

 

Tam Bağımsız Türkiye uğrunda yolumuz açık, izimiz kalıcı olsun…


 Demokrat Arayış Gazetesi internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Demokrat Arayış Gazetesi Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yazara ait diğer köşe yazıları

E-BÜLTEN ABONELİK

01 Mayıs 2008-2017 © Demokrat Arayış Gazetesi -Tüm Hakları Saklıdır. Gazetemiz Basın Ahlak Yasası'na uymayı kabul eder.

Adres : Semerkand Mahallesi Bağ-Kur Sokak Saray İş Merkezi No: 23 Merkez - TOKAT __Haber, İlan Ve Reklam için mail adresimiz__ arayisgazetesi2008@hotmail.com
Tel: 0532 494 68 74
Faks: 0 356 201 00 20 (SADECE FAX İÇİN ARAYINIZ)
Bu site 0.078 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]