27 Temmuz 2017, 10:42 - Anasayfa | Yazarlar Haberi yazdır

Erken Teşhis Hayat Kurtarır

Erken Teşhis Hayat Kurtarır

CEMAL KUTLU

  • Facebook Paylaş
  • Twitter Paylaş

"Bir yıl sonrasını düşünen buğday eker; on yıl sonrasını düşünen ağaç diker; yüzyıl sonrasını düşünen de insan yetiştirir."Demişler. Ülkemizin 100.yılına 6 yıl kala 57 İslam ülkesi içerisindeki mevcut durumuna baktığımızda; Türk Ulusu’nun egemenlik istek ve iradesinin sonucu olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin toplumsal, hukuki, ekonomik, sosyal ve siyasi düzeni, büyük bir kurtuluş savaşıyla kurulmuştur. Türk ulusunun“kurucu iradesinin” değiştirilmesininteklifi bile yasaklanmıştır. Bu yasak tarihsel olarak anayasamızdaki üç temel ilkeye dayanmaktadır.

I. Devletin şekli; MADDE 1-)Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir. II. Cumhuriyetin nitelikleri; MADDE 2-) Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir. III. Devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti; MADDE 3-) Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Millî marşı “İstiklal Marşı”dır. Başkenti Ankara’dır. IV. Değiştirilemeyecek hükümler; MADDE 4-) Anayasanın 1.nci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile 2.nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3.üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

Birinci dünya savaşı sonrası mazlum millere örnek olmuş bir ulusal kurtuluş savaşıyla kurulan Türkiye cumhuriyeti son yıllarda özellikle de son günlerde “beka” sorunu ile karşı karşıya ise, her Türk yurttaşınınoturup derin derin düşünmesi ve çok acil tedbirler alması ve alınmasına destek olmasının tam zamanıdır. En basit örneklemeyle; devlet bir otobüs, millet içindeki yolcular ve kaptan(reis) hükümettir. Bu otobüsyolculuğunda;2002’den beri aralıksız “çıkarak”,“kalfa” ve “ustalık” eğitimleri almış kaptanlarla yolculuk etti bu millet… Ne zaman teker patlasa, “yol” suçlu, ne zaman “kaza” olsa yoldaşlar/yolcular suçlu ilan edildi ve daha kötüsü de her defasında“suçlu bağırdı, suçsuzun yüreğini yardı”… Evet, ne demişti düşünür; “…yüzyıl sonrasını düşünen de insan yetiştirir.” Ulusumuzun 2023 temellerinin atıldığı milli eğitim sistemimiz ikinci dünya savaşı sonrasında yabancıların eline geçti/geçirildi… Çok partili döneme geçiş sonrası ise,14 Mayıs 1950’den itibarenkesintisiz10 yıl 13 gün iktidar olan DP döneminde de, tarla aynı da olsa “tohum” değişti…“Dindar ve kindar” nesil tohumları ekildi… Ülkemizde adı milli olan iki bakanlığın, adı milli kalsa da, içinde milli olan ne varsa, güneşin karşısındaki buz kütlesi gibi eridi gitti; 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980,28 Şubat 1997 ve de 15 Temmuz 2016 hain darbe girişimleri oldu… Bu dönemlerin her birinde; iktidar ve muhalefet hep birbirini suçladı, oturup ta neden ve sonuçlarına hiç kafa yormadı…

Tüm dış kaynaklı ama iç destekli antidemokratik dönemleri 5N1K süzgecinden geçirseydiler olanların hiç birisi olmaz “kurucu iktidarın” açtığı yoldan hedefe varırdık bile… Tüm bunlara sağlıklı bir şekilde ön yargısız bakan göz; özellikle 1950 sonrası siyasal sorunlar bir “sivilce” iken, her on yılda bir yalan yanlış müdahaleler sonrası, “gelen gideni aratırcasına” 15 Temmuz 2016 günü “kanser” olarak karşımıza çıktı, hem de 2226 yıllık TSK tarihinde hiç olmadığı bir şekilde… Kanser için; “Erken teşhis hayat kurtarır” diyorlardı boşuna değilmiş meğer… FETÖ/PYD’ne erken teşhis için tüm uzuvlarını belli aralıklarla kontrole gitmek gerekmez miydi? Zamanındadüzenli kontroller yapılmadığı içindir ki; kimden gelirse gelsin, bu gelişin adı ne olursa olsun, sağlıklı vücuda girenve çıplak gözle görülemeyen, genellikle de tek hücreli olan canlının adımikroptur... Hadi, 40 yılı aşkın süredir sol aydınların FETÖ/PYD örgütlenmesinin devleti ele geçireceğini söylemeleri ve yazmalarını hiç dikkate almadınız. Hiç değilse TSK içinde yapılan ikazlar ve tespitleri dikkate alsaydınız diğer bir deyişle “kontrol” etseydiniz 15 Temmuz’un adı hiç “kontrolsüz darbe” girişimi olur muydu?

Niçin unutuldu bilinmez; “kontrolsüz güç, güç değildir”... İşinde “usta” ve uluslararası deneyime sahip, bilgi, birikimi bakımından donanımlı liderler bu sözü hiç ama hiç unutmazlar. FETÖ/PYD örgütlenmesini, kim ne zaman, kimden öğrenmiş? • TSK 24. Genelkurmay başkanı Hilmi Özkök, “İlk kez 2000 yılında, Kara Kuvvetleri Komutanı olduğunda” öğrenmiş ve 2004 yılında, Milli Güvenlik Kurulu’nda “Bu örgüt çok büyük bir imkân ve kabiliyete kavuştu. İmkan, kabiliyet yıllar içinde oluşur, ama niyet bir gecede değişir” demiş(!) • TSK 25.Genelkurmay başkanı Yaşar Büyükanıt,şimdi “77 yaşında” bilgisi var mıydı acaba? • TSK 26. Genelkurmay başkanı İlker Başbuğ(ilk tutuklanan genelkurmay başkanı),2007’den sonra “siyasi iktidarın, Fethullah Gülen cemaatiyle tam ittifak haline girdiğini, beraber hareket ettiğini, Silahlı Kuvvetlere karşı yürütülen komplolara da tam destek verdiğini” söylüyor. Ama “Emniyette, yargıda, askeriyede var, ama askeriyedeki resmi hiç göremedik. Ne zaman? Ben 2010 otuz Ağustos’a kadar göremedim” diyor.

Yani 47 yıl üniforma giymiş ve Genelkurmay Başkanlığına kadar gelmiş bir asker, emekli olduğu güne kadar Cemaat örgütlenmesinin farkında değilmiş(!) • TSK 27. Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner,30 Ağustos 2010 tarihide göreve geldi. “Tedirgindik, takip ediyorduk, ama yapılacak bir şey de yok idi”, “Yetkili makamlar, Yüksek Askeri Şura kararlarına şerh koymaya ve böyle şahısların TSK dışına çıkarılmasını önlemeye başladılar”, “yargıya müdahale safhasına girmemek kaydıyla yetkili makamlarımıza ancak açıklamak, söylemek durumundaydık”, “Hükümete söyleriz, takdir kendilerinindir” diyor, 29 Temmuz 2011 tarihinde bu görevinden istifa ederek kendi emekliliğini istedi ve emekli oldu.

Koşaner’le birlikte deniz, hava ve kara kuvvetleri komutanları da emekliliklerini istediler ve de oldular. Niçin? • TSK 28. Genelkurmay Başkanı Necdet Özel,Balyoz davasında hüküm giyen 128 asker, dönemin Genelkurmay Başkanına 4 yıl önce imzalı bir mektup yollayarak TSK içinde örgütlendiği ileri sürülen FETÖ'cüleri bildirmiş, ama… • TSK 29. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, “Bu örgütle mücadele için herhangi bir girişiminiz oldu mu?” sorusuna “Devletimizin bir süredir FETÖ/PDY ile yürüttüğü mücadele, bizim de kurumsal olarak azami dikkat ve hassasiyetle içinde yer aldığımız bir mücadeledir” demiş. Oysaki; cemaatin orduya “sızması” ilk kez 1982 yılında, Kuleli Askeri Lisesi’nde tespit edilmiş, soruşturulmuş ve 90 kadar öğrencinin okulla ilişiği kesilmiştir. 1984-2010 yılları arasında Yüksek Askeri Şûra kararıyla ilişiği kesilen personel sayısı 1200 kadar, bunlardan 400’ü (üçte biri) Fethullah Gülen Grubu ile irtibatlı veya iltisaklıdır.

Fethullah Gülen’in basın-yayın kuruluşlarında fikirleri ve 1999 yılında (18 Haziran günü) bir televizyon kanalındaki konuşması bile hiç dikkate alınmamış. Hanefi Avcı’nın 2010 yılındaki “Haliçte Yaşayan Simonlar: Dün Devlet, Bugün Cemaat”kitabı da hiç dikkate alınmamış. 1982’den beri çok iyi bilinen açık tehdide tüm uyarılara karşın, 15 Temmuz’a kadar neden tedbir getirilmiyor/ getirilemiyor? 15 Temmuz 2016 gününün gelip çattığında da; Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal gibi Muharip Hava Kuvveti Komutanı Korgeneral Mehmet Şanver de, darbe girişimini düğün sırasında öğrenmişti. Düğün devam ederken, komutanlar bir kenarda çalışıyor oradan emirler veriyorlardı. 4 komutan ise karayoluyla Eskişehir'e gönderiliyordu. genelkurmay ve MİT,Binbaşı O.K. denilen şahıstan, cumhurbaşkanı “enişte” ’sinden,gazetecilerden birinin “Darbeyi nereden öğrendiğini” sorması üzerine Başbakan, "Darbe girişiminin başladığını biz hemen hemen 15 dakika sonra öğrendik. Kimden öğrendik yakın korumalarımızdan ve vatandaştan, eşimizden, dostumuzdan öğrendik. Ondan önce bize tehdidin boyutu hakkında bir bilgi gelmiş değil.

Madem bu iş kamuoyuna açık hale geldi onu söyleyeyim. Ancak bunun şu an önemi yok. Önemli olan bertaraf ettiğimiz bu belanın tekrar tehdit olamaması için gerekeni yapıyoruz." dedi. FETÖ/PYD “hain darbe” girişimini Türk milletti ise; Tv, Radyo ya da eşinden dostundan öğrendi… Görünen o ki, “yaver” kadrosuyla devletin “şah damarına” hançer dayamış FETÖ/PYD. Hadi gel de “ayıkla pirincin taşını”… 14 Mayıs 1950’den beri dış kaynağın hain planları ve içteki hainlerin desteğiyle birleşerek“kontrolsüz güç”’ler eşittir “kontrolsüz darbe”’lerolmuş… Yaklaşık 70 yıl sonra bile milli eğitim bakanlığının “milli eğitim” politikaları oluşturma çabaları devam etmektedir…18 Kasım 2002’den beri aralıksız Türkiye’yi yöneten ve yönetirken de her isteğini yapan bir iktidarın beş eğitim bakanı değiştirmesi ve “kurucu irade”’nin her alandaki politikalarını yok sayması, diğer bir deyişle devlet denen “otobüsü” yoldan çıkarması ve ölümlü kazalar yapması, acaba kaptandan mı, yolculardan mı, yoldan/yoldaştan mı kaynaklıdır?Ve bu yolculuk, kazasız, belasız, ne zaman ve ne şekilde bitecek hala merak konusudur…

“Bir millet irfan ordusuna sahip olmadıkça, muharebe meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin kalıcı sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuna bağlıdır.” Atatürk (25.07.2017-Ankara, www.ckgrup.biz )


 Demokrat Arayış Gazetesi internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Demokrat Arayış Gazetesi Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yazara ait diğer köşe yazıları

E-BÜLTEN ABONELİK

01 Mayıs 2008-2017 © Demokrat Arayış Gazetesi -Tüm Hakları Saklıdır. Gazetemiz basın ahlak yasasına uymayı kabul eder.

Adres : G.O.P. Bulvarı Emniyet Müd. Karşısı Mehmet Coşkun İş Merkezi Kat: 4 Tokat (Haber, İlan Ve Reklam için mail adresimiz: arayisgazetesi2008@hotmail.com)
Tel: 0 542 622 01 00
Faks: 0 356 201 00 20
Bu site 0.062 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]