Tokat Demokrat Arayış Gazetesi

EN ÇOK OKUNANLAR

FACEBOOK'TA TAKİP ET

REKLAMLAR





BİZE ULAŞIN

HER TÜRLÜ GÖRÜŞ, ELEŞTİRİ, HABER VE REKLAMLARINIZ İÇİN
BİZE ULAŞINIZ

arayisgazetesi2008 @hotmail.com

ATATÜRK KÖŞESİ

Atatürk diyorki;

HABER ARA


Gelişmiş Arama

CANI CEHENNEME SİYASETİN...

EBRU ALPAY

12 Nisan 2015, 13:41

EBRU ALPAY

"Göğe baktım yerli yerinde

haydutlar dalavereciler yerli yerinde

vurguncular hayınlar vurdumduymazlar öyle

iyi dedim içim rahatladı

düzen bozulmamış dedim sevindim(...)"(1)

Yazı ile mesafeliydik uzun zamandır. Hemen her gün birbirinin devamı, tekrarı gibiydi. Hırsızlık, adaletsizlik, şiddet, kadın cinayetleri, kirli siyaset.. "Düzen bozulmadı vesselam" dedim, yazılanları okudum bu arada. Hem "Kısa yaz!" diyor gazetenin editörü, "Uzun yazılarda okur sıkılıyor, ana düşünceyi kaybediyorsun, sayfaya sığmıyor yazı!" Ahmet Rasim, XX.yy Türk Edebiyat'ının önemli fıkra yazarlarındandır. Zekası, gözlem gücü ve kullandığı yalın, canlı Türkçe onu en çok okunan gazete yazarları arasına yerleştirir. İstanbul'un hemen her köşesini didik didik eden "Şehir Mektupları" yazar. Dönemin önemli gazete patronlarından biri gazetesine transfer etmek ister Ahmet Rasim'i. Prensipte anlaşırlar, sıra "ücret" konuşmaya gelir, patron "Ne istersin?" diye sorar. "Uzun yazacaksam 100 kuruş, kısa yazacaksam 200 kuruş isterim." der. Kısa yazmak zordur elbet, ustalık ister, derinlik ister. Bir edebiyat öğretmeni olarak enimizi boyumuzu bilir, ustalığa öykünmeyiz. Had bilmek de "ustalık" ister kanımca. Hem o kadar hoyrat ve kaypak ki bu ülkede siyaset, öyle ekşidi ki Anadolu'nun mayası, öyle kaba ki insanlar "kısaca" anlatamıyor insan acılarını, sızılarını..

Özgecan'a çok üzüldük ulusça, tepki verdik, etek giydik. Onun ölümünden bu yana yalnızca Mart ayında 33 kadın daha öldürüldü. (2014 yılında toplam 294 kadın bir erkek nedeniyle toprağa girdi.) Şimdi bu "aynı yerde saymayı, tepkinin yüzeyselliği"ni  nasıl kısaca anlatacağım?

Berkin Elvan öldüğünde çok üzülmüştük ailece. Ölen "kürt, alevi, sünni" ya da "ekmek almaya giden" değildi bizim için ölen "çocuk"tu. Polis de ölmesin, asker de; genç Ethem, İsmail, Mehmet, Medeni.. de ölmesin, çocuk Berkin de. Önceleri dile getiriyorduk bu ölümlerin üzüntüsünü şimdi kanı kanla temizlemeye çalışırken birileri etiketlenmeyelim diye kimsenin yanın da "Berkin Elvan" diyemeyeceğimizin sıkıntısını nasıl kısaca anlatacağım?

Savcı Mehmet Selim Kiraz 3600 uzun dakika boyunca kurtarılacağı anı beklemiş ve sadece "işini yaptığı için" şehit edilmişken, bu uzun ölümü nasıl kısa geçeceğim?

Tam da savcının öldürüldüğü gün yaşadığımız ve hâlâ nedeni tam olarak açıklanamamış elektrik kesintisini ve bu kesintinin olacağı günün sabahı Meclis'in sabah 6.30'a kadar çalışarak Japonlarla işbirliği sonucu Mersin, Sinop ve Trakya'da kurulacak nükleer santralleri karara bağlamasındaki tesadüfiliği acep nasıl fıkra gibi kısacık yazacağım?

Seçimler bu kadar yaklaşmışken 400 milletvekili pazarlıkları uğruna yapılan/yapılacak yatırımları, beyaz çayın uzun sıfırlı fiyatını, muhalefetin iktidarlarla "aşık atışması"ndan öte gitmeyen çapsızlığını, "açılım" konusunda AKP'yi sollayacak olan CHP'nin Ermeni soykırımı propagandası yapan adayını...her biri tek başına yazı konusu iken nasıl ......?????

"...izm'ler idrakimize giydirilmiş deli gömlekleridir." der Cemil Meriç. Çok severim bu sözünü çünkü Tanzimat Edebiyatı'nı anlatırken çocuklara,yurtdışına kaçmak zorunda kalan sürgüne gönderilen Namık Kemaller'den bahsediyorsam, Cumhuriyet döneminden bahsederken Nihal Atsız'dan, Necip Fazıllar'dan, 21. yy.da Uğur Mumcular'ın, Bahriye Üçoklar'ın öldürülmesinden, Tuncay Özkan, Mustafa Balbaylar'ın hapislğinden bahsediyorsam ve bugün Gürsel Tekin iktidar olduklarında "yandaş basını susturmak" tan bahsediyorsa  hiçbir şey değişmiyor demektir bu topraklarda. "Düzen hiç bozulmuyor vesselam." Herkesin başka bir "özgürlük -demokrasi" tanımı ve anlayışı var bu ülkede. Ve bu "herkes"ten kim iktidar oluyorsa karşısındakileri yok saymak-ezmek-yok etmek üzerine kuruyor siyasetini. Öyleyse kısa yazalım biz de. Bize deli gömleği  giydirmek isteyenlerin de, siyasetin de canı ceheneme..

Bahar geliyor, gömleği desenli günler geliyor. "Köşe başını tutmuş leylak kokusu/ bırak yakamı da gideyim"(2) ya da "beni bu havalar mahvetti" (3) diyerek dolaşacağımız şiirli günler geliyor. Çiçek kokularına, kuş şakımalarına pencere açacağımız günler.

Zeus'un sırrına ihanet eden Sisifos, her seferinde aşağı yuvarlanacak olan bir kayayı bir dağın doruğuna taşımakla cezalandırılır. Nafiledir çabası çünkü her seferinde geri yuvarlanır kaya. Ama vazgeçmez Sisifos, her seferinde yeniden yuvarlar kayayı dağın doruğuna. Sisifos'un bu kaçınılmaz ve anlamsız cezası hepimizindir. kendimiz olma ya da olamama kaygıları/ ya da kaygısızlığıyla ölümden geriye yuvarlıyoruz her gün  "yaşam"ı. Bu nafile düzende artık hiçbir "izm" umrumda değil; çünkü "acı çekecek yerlerimi yok etmeden acıyla baş etmeyi öğren(eme)dim"(4) . Şimdi yalnızca sanat -edebiyat-müzik... ve bahar!

"bahara bir dilim mavi var,

son çeyrek biraz hüzünlü olur,

olsun

tersine akan trenlere raylarında

çok umuttan gemi yüzdürdüm ben"(5)

.................................................

1-5: Turgut UYAR,  2: Oktay RIFAT,    3: Orhan VELİ,      4: Murathan MUNGAN

Bu haber 1826 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
BİR OĞLUM OLACAK ADI TEMMUZ!24 Haziran 2017

REKLAMLAR





TARİH VE SAAT

GAZETELER

 

Hürriyet Sabah Milliyet
Star Cumhuriyet Radikal
Yeni Şafak Türkiye Gözcü
Akşam Zaman Posta

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

GALERİ

01 Mayıs 2008-2017 © Demokrat Arayış Gazetesi -Tüm Hakları Saklıdır
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi